JA slide show
 
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow Ramazan ve İslâm Dünyası
Ramazan ve İslâm Dünyası

Ramazan, Müslümanlarda ümmet bilincini güçlendirmek için önemli bir fırsattır. Çünkü bu mübarek ayda Müslümanlardan istenen vazifelerden biri de birbirlerinin dertleriyle dertlenmeleridir.

Bu aya özel olarak fıtır sadakasının konması işte bu "ilgilenme" talebinin sembolik bir uygulamasıdır. Verenler açısından sembolik olmakla birlikte, ihtiyaç sahiplerinde basite alınamayacak rahatlamaya vesile olmaktadır. Ancak ümmet bilincinin gerçek anlamda hâkim kılınabilmesi için Müslümanların iradeleri dışında ve genellikle ulusçu anlayışlara göre çizilmiş sınırların aşılabilmesi, tüm Müslümanları bir bütün olarak kabul eden anlayışla hareket edilmesi gerekir. Eğer böyle hareket edilirse mekânda yakınlığa ek olarak ihtiyaçta öncelik de dikkate alınacaktır.

Maalesef İslâm ümmeti bu yılın Ramazan ayına da çeşitli sıkıntılarla girdi. Bu sıkıntıların sebeplerini genellikle dışımızda cereyan eden hadiselerde arıyoruz. Bizim dışımızdaki sebeplerin bayağı etkili rol oynadığı doğrudur. Ancak bu sebeplerin Müslüman toplumlar üzerinde etkili olmasını engelleyememenin sebepleri içeridedir. Örneğin sel, evlerimizi ve bahçelerimizi bastığında doğan zararların sebebini sele bağlarız. Ama bir yerlere uğradığında oraları çöp ve çamur yığınlarıyla doldurmak, taşıdığı sularla perişan hale getirmek selin tabiatında var. Onun uğraması muhtemel yerlerin etrafına sağlam surlar yapmamak ise insanın kendi kusurudur. Saldırganlık da, ahlâkî ve insanî değerleri ayaklar altına almış emperyalist felsefenin tabiatında var. Onun dost edinilmesini ve kendisiyle işbirliği yapılmasını mümkün görenlerin uyarılması için emperyalizmin çirkin yüzünün ortaya çıkarılması amacına yönelik propaganda faaliyetleri yürütmek yanlış bir iş değildir elbette. Ama onun saldırgan tabiatından doğan ve doğacak zararların önüne geçilememesinin sebeplerini içeride aramak gerekir.

Müslümanların, emperyalist saldırganlığın önüne geçecek surları örmeleri ancak ümmet bilincini güçlendirmeleriyle ve bunu pratik hayata taşımalarıyla mümkün olacaktır. Emperyalist güçler, Müslümanları güç birliğine kavuşturan ümmet bilincini yıkıp kavmiyetçi anlayışları aralarında yaygınlaştırmakla, emperyalist saldırganlığa karşı onları koruyan surları yıktılar. Bugün o surları yeniden inşa etmek zorundayız.

Ramazan, ümmet bilincini tekrar yaygınlaştırma, Müslümanlar arasındaki kardeşlik anlayışını güçlendirme ve bunu pratik hayata taşıma açısından önemli bir fırsattır. Bu bilinci pratik hayata yansıtmanın en önemli uygulamalarından biri imkân sahiplerinin, mahrumiyet içinde olanların ellerinden tutmalarıdır.

Ne yazık ki İslâm ümmetinin başsız kalmasından ve İslâm coğrafyasının küçük parçalara ayrılmasından sonra dünya Müslümanlarının ilgi alanları da sınırlandırıldı. Ümmet kimliğiyle birlikte ümmet bilinci de kaybolmaya başladı. Oysa İslâm'daki kardeşlik anlayışı coğrafi sınırları, ulusal kimlikleri, etnik ayrılıkları aşan bir kardeşlik anlayışıdır. Dolayısıyla Müslümanların Ramazan'ın hikmetine mebni dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerinde sınırları aşmaları, ümmet bilincine göre hareket etmeleri gerekir.

Ayrıca dayanışma ve yardımlaşmada yakınlığın yanı sıra önceliğin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bugün İslâm coğrafyasının bazı bölgeleri var ki, oralarda yaşayan insanlar kendi aralarında yardımlaşmak suretiyle sıkıntılarını hafifletebilecek durumda değildirler. Çünkü büyük bir çoğunluğu yardım ve ilgiye muhtaçtır. İş ve aşın yanı sıra barınaktan da yoksun bırakılmışlardır. Zira haçlı ve Siyonist güçlerin işbirliği sonucu maruz kaldıkları saldırılar sonucunda ya evleri yıkılmıştır, ya da evlerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Filistin, Afganistan, Çeçenistan derken, modern haçlı zihniyetinin saldırılarına maruz kalan Irak da bunlara eklendi. Mübarek Ramazan ayında harekete geçecek yardımlaşma ve dayanışma duygularımızın oralarda yaşayan insanları ilgi alanına alması, yardım ellerimizin oralara da uzanması gerekir. En azından yardımlarımızın bir kısmını oralara ulaştırmanın yollarını araştırabiliriz.

Bugün Müslümanların en azından birbirlerini tanıma, aralarında daha sıkı bağlar kurma ve evrensel İslâmi düşünceyi yaygınlaştırma çabaları içine girmeleri, ümmet şuurunun yeniden canlanmaya başladığını göstermektedir. Bunun yanı sıra baskı ve zulüm altındaki Müslümanlara maddi ve manevi yönden yardımcı olma ihtiyacı da bu şuurdan kaynaklanmaktadır. Fakat hiçbir zaman gelinen noktanın son nokta olduğunu düşünmemek, sürekli ileriyi hedeflemek, her gün bir adım daha ileri geçmeye çalışmak gerekir.

Vakit Gazetesi

 
Sonraki >

Günün Sözü

Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa... Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa... - Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa...

ONLİNE HEDİYE

Kuranı Kerim Dinle

        Kuranı kerim

YASAK

     YÖK’ün karnesi yine yasaklarla dolu 

FİLİSTİNLİ KİMDİR?

 

ÖZLÜ SÖZ

      

YORUMSUZ

  türban yasağı

Neden Zaman?

neden zaman

Ziyaret İstatistik

Totals Top 10
 60 % Turkey
 11 % United States
 5 % United Kingdom
 4 % Cambodia
 3 % Germany
 3 % Sweden
 2 % China
 < 1.0 % France
 < 1.0 % Russian Federation
 < 1.0 % Brazil

GOOGLE'DA ARA