|
|
Yazarlarımız
Tehdit, tehlike, paranoya ve siyaset | Tehdit, tehlike, paranoya ve siyaset |
|
“Türkiye'de çok sayıda entelektüelin kendilerini Kuva-yı Milliye mensuplarına benzeterek zihnen, halen devam ettiği zehabına kapılarak, Kurtuluş Savaşı'na katılmaları bir toplumsal histeriden değil, tarihsizlik fikrinden kaynaklanmaktadır (…) Sevr paranoyası, Kuva-yı Milliye çağrıları, Ali Kemal, Damat Ferit Paşa benzetmeleri, iç düşmana karşı sürekli teyakkuz, ABD'den AB'ye Türkiye sınırları dışındaki her gücü Düveli Muazzama'nın parçası, her gelişmeyi genel yozlaşmanın bir unsuru olarak görme... Garip bir ruh hali aldı başını gidiyor... Devlet Bahçeli'nin MHP Kurultayı'nda yaptığı, dün altını çizdiğimiz konuşma tam da bu garip halin altını çiziyordu. Okumayan ve duymayanlar için hatırlatalım, şöyle diyordu Bahçeli: “… Türkiyemiz kuşatılıyor, milletimiz yargılanıyor, üniter yapı sarsılıyor, değerlerimiz tartışılıyor, tarihimiz sorgulanıyor, beraberliğimiz parçalanıyor, vatanımız içeriden hançerleniyor. Türkiye, her alanda derin buhran içinde çırpınıyor. Sorunların çözümüne Türkiye merkezli bakmak ve geleceği Türkçe okumak gerekiyor. Küresel dayatmaların önündeki en önemli engel milli devlet yapısı ve bu yapının temel taşı milliyetçiliktır...” Ülkede bir çok insanın ulusalcı, solcu bir çok grubun siyaset anladığı “şey” özetle bu: Yani öfke, tepki, şiddet ve korku… Peki bu "hali" nasıl anlamalı, nasıl anlamlandırmalı? Prof. Hanioğlu bir yazında bu hale dair şunları yazmıştı: “Türkiye'de çok sayıda entelektüelin kendilerini Kuva-yı Milliye mensuplarına benzeterek zihnen, halen devam ettiği zehabına kapılarak, Kurtuluş Savaşı'na katılmaları bir toplumsal histeriden değil, tarihsizlik fikrinden kaynaklanmaktadır (…) Meselâ bir iktisadî özelleştirme girişimi 1919 koşulları çerçevesinde ele alınabilmektedir. Bu zihniyetin içselleştirilmesi, âdeta tabiî bir refleks olarak algılanması sorunun derinliğini artırmakta ve bertaraf edilmesini güçleştirmektedir..." Zihinlere bir şekilde nakşetmiş olan bu "tarihsizliğin" dozu, kimi kritik dönemlerde yoğunlaşıyor ve kronik bir hastalık haline dönebiliyor. Bu hastalığın bugünkü adı Sevr paranoyasıdır. Bu konuda ülkücülerle, esas olarak 28 Şubat'ta şekillenmiş, kemalizmi militarist yönüyle ele alan aşırı laikçi grup ve kurum ana taşıyıcılar haline geldiler. Bir ucunu kimi emekli ve muvazzaf generallerde ve benzerlerinde, bir ucunu ise CHP'nin derinliklerinde bulabileceğimiz bu siyasi duruşun Sevr'i, Kuva'yı Milliye'yi, Lozan'ı, Kurtuluş Savaşı'nı esas alan “faydacı bir tarih anlayışı”na dayanması şaşırtıcı değildir. Bu, seçilmiş, dondurulmuş, değişim dalgalarına, dolayısıyla yaşayan tarihe karşı "sürekli seferberlik hali"ni ifade eden bir tarih anlayışıdır. "Sevr ve Lozan ikilemi", o dönemin laiklikten, iç ve dış tehlikeye çeşitli dinamikleri, bu donmuş ve değişmez düzen anlayışının ana manivelası görevini yapmaktadır. Sevr paranoyası üzerine oturan yeni ulusalcılığın siyasi iki temel unsurunu şöyle tarif etmek yanlış olmaz: 1. Donmuş ve değişmez düzeni değiştirebilecek her girdiye karşı topyekün ve sürekli seferberliğin asli silahı "kemalist laiklik" anlayışı olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede laiklik ilkesi "anti-emperyalizm", "ulusçuluk", "dış müdahale tedirginliği", "AB'ye karşıtlık", "sivilleşmeden endişe", "demokratikleşmeye mesafe" gibi tutumlarla beslenmekte, bunlarla iç içe sokulmakta ve kendisini aşan, ulusalcı ve otoritarizm görüntülü bütüncül bir siyasi proje haline dönüşmektedir. 2. Sürekli seferberliğin bir gereği olarak "ideal aktör" kurgusu yapılmakta, bu politik projeye uyumlu insan tanımı etrafında kültürden tüketime, imaja uzanan ortak algı ve davranış kodları bir "toplumsal model"e dönüşmektedir. Bu çerçevede "ideal kadın, ideal beden, ideal yaşam tarzı, ideal rejim" gibi unsurlar bir bütün oluşturmakta, bir otoriteleşme, totalleşme ve cemaatleşme eğilimi ortaya çıkmaktadır. Hastalık işte budur... MHP'nin serencamını da özünü bu hastalığın bir türevi olan “tarihsiz bir milliyetçilik” yansıtmaktadır. |
| < Önceki |
|---|
| Totals Top 10 | ||
![]() | 60 % | Turkey |
![]() | 11 % | United States |
![]() | 5 % | United Kingdom |
![]() | 4 % | Cambodia |
![]() | 3 % | Germany |
![]() | 3 % | Sweden |
![]() | 2 % | China |
![]() | < 1.0 % | France |
![]() | < 1.0 % | Russian Federation |
![]() | < 1.0 % | Brazil |