|
|
Yazarlarımız
Gerçek gündem-Gerçek irtica | Gerçek gündem-Gerçek irtica |
|
Hükümet iki bakımdan rahat: İlki, muhalifleri gerçek gündem üzerinden onu sorgulamıyor; ikincisi birkaç gün önce gerçekleşen Erdoğan-Bush görüşmesi, ABD’nin Türkiye’de “istikrarsızlık” istemediğinin somut işaretlerini verdi. Türkiye’nin “resmî gündemi” ile “öteki gündemi” aynı değildir. Toplumun büyük bir bölümü Ramazan orucunu tutuyor, bayrama girmeye hazırlanıyor. Son yıllarda âdet hale getirildiği üzere belli çevreler, insanlara orucu zehir etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Dinî hayatları olmayan küçük bir zümre başkasına da bu hayatın güzelliklerini yaşatmak istemiyor. Din konusundaki cehaletleri tahsille kesbedilmiş, ama durmadan fikir yürütüyorlar, ahkâm kesiyorlar. Türkiye’de asıl sorun 1) Ekonomi, işsizlik, istihdam alanlarının daralması; 2) Din ve vicdan özgürlüğü ve diğer haklar alanında dişe dokunur bir iyileşmenin olmaması (301’den başörtüsüne kadar); 3) Güneydoğu veya Kürt sorununun almakta olduğu yeni şekil; 4) Toplumsal hayatı tehdit eder hale gelmiş bulunan suç oranları, güvenlik kaybı, ahlakî çöküntü; 5) Bölgede vuku bulması muhtemel gelişmeler karşısında Türkiye’nin nerede, nasıl ve kimin yanında tavır alacağı konularıdır. Bu beş madde “ülkenin gerçek gündemi”ni teşkil etmektedir. Ancak ülkeyi memurlar cumhuriyeti haline getirmek isteyenler, merkezdeki çekirdek ve malum medya, “sanal bir tehdit” var ederek herkesin “hayali güçler”e karşı seferber olmasını istiyor, toplumu birbirine hasım hale getirmeye çalışıyor. Gerçekten “irtica”, hâlâ olup olmadıkları bir türlü anlaşılmayan “Van canavarı” veya “UFO’lar” gibi bir şey. Etkili bir çevre en yüksek perdeden “var” diyor, geniş halk kesimleri “Fesübhanallah, yine onlara göründüler” diye içinden geçiriyor. Hemen söylemek lazım, yukarıda saydığım ve aslında gerçek gündemi teşkil eden bu beş konuda hiç de iyi performans gösteremeyen iktidar, bu sıklıkla “Van canavarı veya UFO’lara dönüşmüş bulunan irtica”nın birer korku unsuru olarak gündemde tutulmasından son derece memnun. Ellerini ovuşturarak, reelde düşen oylarını pompalanan sanal korkular sayesinde bir miktar artırıyor. Pekiyi, bu doğru bir şey mi? Hayır! Sadece gerçek sorunların örtbas edilmesinden ve elbette çözülmedikleri için daha çok büyüyüp kangrene dönüşmesinden başka bir işe yaramıyor. Bir muhalefet düşünün ki, halkı öcülerle, cadılarla korkutuyor, iktidarı “Ne kadar adama iş buldun, eldeki hasılayı nasıl dağıttın, halkın hayatında ne gibi iyileştirmeler yaptın, bölge yeniden şekillenirken biz nerede, kimin yanında duruyoruz, Türkiye ne gibi açık-gizli taahhütlerde bulundu?” gibi soruları sormuyor, bu can yakıcı sorularla iktidarı sıkıştırmıyor. Sadece DYP, gerçek gündem bu irtica korkuları değildir, yukarıda sıralanan konulardır demeye çalışıyor, onu da pek dinleyen yok. Hükümet iki bakımdan rahat: İlki, muhalifleri gerçek gündem üzerinden onu sorgulamıyor; ikincisi birkaç gün önce gerçekleşen Erdoğan-Bush görüşmesi, ABD’nin Türkiye’de “istikrarsızlık” istemediğinin somut işaretlerini verdi. ABD Büyükelçisinin “kakofoni” demesi ve AB’nin üst düzey yetkililerinin askerleri AB standartlarına uymaya çağırması, modern veya postmodern bir müdahaleye dış faktörlerin hiç de müsait olmadığını göstermiş bulunmaktadır. Bölgede el’an süren ve önümüzdeki günlerde yeni başlayacak operasyonlarda ABD için hâlâ “en iyi partner AKP”dir. Bu partiyi istemeyenler varsa, bunların yapacakları en akıllıca şey, artık iyice suyu çıkmış bulunan bu “irtica kampanyaları”nı bir kenara bırakıp, Türkiye’nin gerçek gündemindeki konuları -yukarıdaki beş maddeyi- öne çıkarıp AKP’yi sıkı bir şekilde sorguya tabi tutmaları, demokrasi ve hukuk dışına çıkmadan adam gibi muhalefet yapmalarıdır. Her irtica kampanyası, AKP’nin oylarını bir miktar yükseltiyor. Kelimenin gerçek anlamında ve fiilî bir ihtimal olarak “irtica tehdidi” var mıdır, diye sorarsanız, ben tereddütsüz “var” derim. Bütün askerî müdahaleler ve darbeler, ülkeyi antidemokratik yollarla çok partili hayat ve parlamenter rejim öncesi döneme geri götürdüklerinden birer irticaî teşebbüs ve fiildirler. Şimdi de 1950 öncesi Tek Parti yönetimine atıflarda bulunmak, ikide bir “darbe” imasında bulunmak, demokratik rejimi “geri”ye götürme teşebbüsü ve hevesi olduğundan asıl irtica budur. Halk bunu çok iyi bildiği için asıl rejimi geriye götürecek “bu irtica tehlikesi”nden korkuyor. Bu Tek Parti dönemine dönüş korkusu, halkı hiç hak etmedikleri halde iş yapamayan, sorun çözemeyen sağcı-muhafazakar partilere destek vermeye mecbur ediyor. Bu bir oyun ve bu oyunu bozmanın bir yolu olmalı! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Totals Top 10 | ||
![]() | 60 % | Turkey |
![]() | 11 % | United States |
![]() | 5 % | United Kingdom |
![]() | 4 % | Cambodia |
![]() | 3 % | Germany |
![]() | 3 % | Sweden |
![]() | 2 % | China |
![]() | < 1.0 % | France |
![]() | < 1.0 % | Russian Federation |
![]() | < 1.0 % | Brazil |