Bu durumda aklı nefsin suistimallerinden nasıl salim kılabiliriz? Bu çerçevede "irade"nin anlamı ve rolü nedir? Modern insan telakkisi yanlış teşekkül etmiştir, önce bunu tashih etmek lazım. İnsanın kalp ve beyin olmak üzere hayati iki merkezi vardır. Modern telakki kalbi önemsemez, bütün beşeri donanımın beyinle ilgili olduğunu varsayar. Yanlış faraziye şu ki; kalbin hissi, duyguyu; beynin zekayı ve aklı ihtiva ettiği zannedilir. Temeli biyolojik materyalizm olan bu yaygın bakışa göre, eğer beyin katılaştırılmış bir sıvı yığınından ve kalp bir avuç kastan ibaret değilse, hakikat farklıdır. Belki sadece zekanın beyne, fakat "farklı bir düşünme tarzı olan akletme"nin ve dolayısıyla asıl maksud olan akl'ın kalbe ait bir haslet olduğunu söylemek mümkün. "Ademoğlunun kalbi kaynadığı zaman tencereden daha çok altüst olur." (Hakim, Müstedrek II, 289) Psişik faaliyetler, heyecanlar, bizi motive edip harekete geçiren arzular (kısaca adına "heva" dediğimiz istek ve tutkular), bir yanardağ gibi büyüyen öfke ve husumetler, altında ateşin yandığı bir tencere içinde kaynayıp durmaktadırlar. Rasûlullah (sas) kalp ile ilgili şöyle bir benzetme yapar: "Kalp, ancak (takallubu) dönmesi dolayısıyla kalp olarak isimlendirilmiştir. Kalp, bir ağaç gövdesindeki tüy gibidir. Rüzgar onun altını üstüne getirir." (Ahmed; Müsned, IV, 408) Şair şöyle der: "İnsan ancak unutkanlığı dolayısıyla insan olarak isimlendirildi" "Kalp de ancak dönmesi sebebiyle kalp olarak isimlendirildi" Şehvetler ve şüpheler karşısında dönüveren kalbin sabit hale getirilmesi, bu görevin büyüklüğüne ve zorluğuna uygun güçlü etkenlere ihtiyaç duyan tehlikeli bir iştir. Kur'an-ı Kerim, inkar edenlerinin kalplerini 10 ayrı şekilde nitelendirmektedir: 1) Hatm (Mühür): "Allah onların kalplerini mühürlemiştir." (2/Bakara, 7) 2) Tab' (Damgalamak): "Bunun için de kalplerine damga vuruldu." (63/Münafikun, 3; 4/Nisa, 155) 3) Dıyk (Daralmak): "(Allah) Kimi dalalette bırakmak isterse, onun göğsünü daralttıkça daraltır." (6/En'am, 125) 4) Maraz (Hastalık): "Onların kalplerinde hastalık vardır." (2/Bakara, 10) 5) Reyn (Günahların kalbi örtmesi): "Hayır, onların kazandıkları kalplerini örtmüştür." (83/Mutaffifin, 14) 6) Mevt (Kalbin ölümü): "Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüler (ise) onları da Allah diriltir." (6/En'am, 36 ve 122) 7) Kasavet (Katılık-taşlaşma): "Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı." (2/Bakara, 74 ve 39/Zumer, 22) 8) İnsiraf (Yüz veya sırt çevirme): "Sonra sırt çevirip giderler. Gerçekten onlar kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla Allah onların kalplerini çevirmiştir." (9/Tevbe, 127) 9) Hamiyet (Taassup ve kibir): "Hani o inkar edenler, 'gurur ve soy asabiyetini (hamiyet)', 'cahiliyenin gurur ve asabiyetini' kendi kalplerinde alevlendirip kışkırttıkları zaman..." (48/Fetih, 28) 10) İnkar eden kalp: "Ahirete inanmayanların kalpleri inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenenler)dir." (16/Nahl, 22) Akıl kalbin nurudur, kalbin akletmesi için sürekli bir biçimde ayna gibi parlatılması lazım; bu da iman, ilim, salih amel, tefekkür, zikir, dua, zühd ve takva ile olur. Aynı zamanda kalp iradenin de yatağıdır. Çünkü irade olmasa, nefsin tasallutu altındaki aklın özgürleşmesi düşünülemez. Bu mübarek Ramazan ayında kalbimizi Hak ve Hakikat'e karşı ala kadari'l-imkan bir ayna gibi parlatmaya çalıştık, bayramın ilk günü bu konuya devam edeceğiz.
|