JA slide show
 
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow Papa ve Avrupa içi tartışma
Papa ve Avrupa içi tartışma

Berger daha ilginç bir şey de söyler: Avrupa, bugün tarihinde hiç olmadığı kadar dindardır, bunu da modernliğin avantaj ve imkanlarına borçludur.

Teokrasi ve mutlakiyetçi yönetimler modern demokrasilerin temeli olmuştur. Bir şeye ihtiyaç hissediliyorsa istenir.

Teokrasinin yerine ikame edilen laikliğin ve mutlakiyetçi yönetimlerin yerini alan demokrasilerin gerisinde hem bir dünya görüşü hem de siyaseti mümkün kılan bir zihniyet devrimi yatmaktadır, Avrupa bu devrimi Aydınlanma’ya borçludur. Aydınlanma’nın ortaya çıkışını sağlayan iklim Kilise’nin iktidar alanını sadece sosyo-politik alana yayması değil, bunu zihinler ve ruhlar üzerinde de kurmaya yeltenmesidir. Peter Berger, haklı olarak Ortaçağ’da Kilise hakimiyetinin politik iktidarla sınırlı olduğunu söyler, halk eski pagan inançları ve gelenekleriyle iç içe yaşamaya devam etti. Kilise Ortaçağ’da dinin halkın gündelik hayatında içselleştirilecek seviyelerde yer alması için çok gayret göstermedi, daha çok iktidar ve toprak üzerinde hakimiyet kurmaya önem verdi. Berger daha ilginç bir şey de söyler: Avrupa, bugün tarihinde hiç olmadığı kadar dindardır, bunu da modernliğin avantaj ve imkanlarına borçludur.

Bu bize şunu ilham etmektedir: Bugünün çatışması “din ile modernlik” arasında değil, “din ile sekülerlik” arasındadır. Benim de yıllar öncesinden işaret ettiğim “dinle uzlaşmaz olan modernlik”ten kastım, sekülerliğin mutlak egemenliği altına giren; başta ekonomi ve teknolojiyi peşinden sürükleyip mümkün olmayan bir dünya cenneti vaadiyle yeryüzünü cehenneme çevirmekte olan modernliktir. (Bkz. A. Bulaç, Din ve Modernizm, Yeni Akademi Yayınları, İstanbul, 2006) Modernliğin yaşama kabiliyeti, seküler olanla arasına mesafe koymasına, dinin daha çok kendini ifade edip hayatı şekillendirme kabiliyetini göstermesine bağlıdır. Kuzeyli kavimlerin süren pagan inançlarının seküler form altında sürmesi, Fransız devrimiyle Kilise’ye karşı mücadele edenlerin husumetlerinin, dinin ve Tanrı inancının kendisine yönelip bugüne kadar öyle gelmesi, modern dünyayı büyük bir tehlikenin eşiğine getirmiştir. Bölgesel savaşlar, dizginlenemez silahlanma, çığırından çıkmış ve artık uyuşturucu fonksiyonunu gören tüketim, cinsellik ve elektroniğe bağımlı hale gelen müzik ve kitlesel narkoz fonksiyonunu gören futbol ile giderek derinleşmekte olan eşitsizlikler hiç de bir cennet içinde olmadığımızın göstergeleridir. Dünya her 10 insandan 1’i için refah, 9’u için giderek cehenneme dönüşmektedir.

Burjuvazinin ortaya çıkışı iktidar mücadelesinin entelektüel alana sıçramasına da sebep oldu. Burjuvazi için, sahip olduğu iktisadi gelir üstünlüğünün politik ve hukuki imtiyazlara mesnet teşkil etmesinin tek yolu, aristokrasi ile ittifak halindeki Kilise’nin ideolojik/dinî hakimiyetine son vermekti. Böyle yaptı ve 1789’da mücadeleyi kazandı. Söz konusu tarihsel mücadelenin entelektüel boyutu bütün canlılığıyla devam ediyor. Ve söz konusu entelektüel boyutu tamamlayan politik unsurlar var. Papa’nın 12 Eylül konuşması Müslümanları rencide etti, ama Avrupa entelektüel hayatı üzerinde söz sahibi bazı kesimleri de rahatsız etti. Çünkü eğer Kilise, Avrupa’ya Hıristiyan kimliğini hatırlatmak üzere İslamı ve Müslümanları ötekileştiriyorsa, bunun iki önemi anlamı var:

1) Kilise, Avrupa’nın ABD’nin yanında yer almasını istemektedir. Almanya’da Merkel ve gelecekte Sarkozy’nin Fransa’sı bu istikamette tutum alıyor. Kilise ile ABD arasındaki ilişkiler sır değildir. Bundan önceki Papa, Soğuk Savaş döneminin atmosferine uygun olarak komünizmin ve Sovyet Bloku’nun çökmesinde önemli rol oynamıştı. Brezilya Topraksızlar Hareketi (MST)’nin ve Özgürlük Teolojinin önemli isimlerinden Katolik Leonardo Boff’a göre, Bush’un yeniden seçilmesinde Katolik Kilisesi önemli rol oynadı. Boff şöyle diyor: “Bizim, İslam’a düşmanlığımız yok. Yoksul Müslümanlar bizim kardeşlerimizdir. Şimdi petrolleri için kardeşlerimizin toprakları işgal ediliyor.” (Yarın Dergisi, Nisan-2006)

2) Papa, Hıristiyanlığın teolojik temel varsayımlarını Yunan felsefesiyle mezcetmesinden sonra akılcı bir çerçeveye oturtulduğunu söylerken, dolaylı yoldan Batı’nın laik kesimlerinin artık sahnedeki yerlerinin gözden geçirilmesini ima ediyor. Papa’ya göre bu büyük kapışmada politik/dinî alanda olduğu kadar felsefi ve entelektüel alanda da sözcülüğü Kilise üstlenecektir.

 
< Önceki   Sonraki >

Günün Sözü

Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa... Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa... - Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa...

ONLİNE HEDİYE

Kuranı Kerim Dinle

        Kuranı kerim

YASAK

     YÖK’ün karnesi yine yasaklarla dolu 

FİLİSTİNLİ KİMDİR?

 

ÖZLÜ SÖZ

      

YORUMSUZ

  türban yasağı

Neden Zaman?

neden zaman

Ziyaret İstatistik

Totals Top 10
 60 % Turkey
 11 % United States
 5 % United Kingdom
 4 % Cambodia
 3 % Germany
 3 % Sweden
 2 % China
 < 1.0 % France
 < 1.0 % Russian Federation
 < 1.0 % Brazil

GOOGLE'DA ARA