JA slide show
 
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow ''Irak'ı bölmek bizim işimiz değil''
''Irak'ı bölmek bizim işimiz değil''

Biden'in Irak'ı üç kantona bölme planı ulusal parçalanmaya yol açar. Planın tek başarısı, Irak halkının kararı kınayan ortak bir bildiri hazırlamasıydı. Iraklıların kendileri 'yumuşak bölünme' istediklerine karar verebilir ama onlar bu kararı verene dek bir devleti parçalamak bize düşmez. Washington'da kibarca 'yumuşak bölünme' diye nitelenen planla ilgili son tartışma sırasında Vietnam Savaşı'na dair o tüyler ürpertici ifadelerden birini hatırladım: "Korumak için kasabayı yok etmek gerekiyordu." 
Senatör Joe Biden'in, daha federal bir Irak çerçevesinde iktidarı bölüştürme planını destekleyen senatörlerin ülkeyi yok etmek gibi bir niyet taşımadığını biliyorum. Tersine, Irak'ı korumak istiyorlar. Fakat Ben Tre adlı bir köyün 1968'de imha edilmesinden sonra yukarıdaki cümleyi sarf eden kimliği belirsiz Amerikan ordusu subayı gibi, söz konusu yöntemi koruma söylemi üzerinden savunuyorlar.

Sadr bile bildiriyi imzaladı
Irak, Biden ve diğerlerinin önerdiği gibi, üç yarı özerk kantona (Sünni, Şii ve Kürt) bölünebilir pekâlâ. Ülkeyi kasıp kavuran mezhep kökenli şiddete bakıldığında, bu çoğunlukla kaçınılmaz bir sonuç olarak da görünüyor. Fakat bu ulusal parçalanma Amerikalıların önermesi gereken bir şey değil. Irak'a akıttığımız onca kan ve paraya rağmen biz hâlâ yabancıyız. Bunu önermek bize düşmez.
Biden planına dayalı tasarının 26 Eylül'de kabul edilmesinin iyi bir sonucu da oldu: Iraklıları kızdırdı ve nadir bir birlik hissiyatına vesile oldu. Irak'taki önde gelen Arap siyasi partilerin birçok lideri 'ABD hükümetine Irak'ı bölmeye yönelik bir politika benimsemesini öneren' bu kararı kınayan ortak bir bildiriye imza attı. Bildiri radikal Şii lider Mukteda Sadr'ın destekçileriyle laik Şii İyad Allavi taraftarlarını bir araya getirdi-işte bu bir ilerleme! Bildiride sadece, Arap Irak'tan mümkün olduğunca fazla özerklik isteyen Kürt partilerinin ve güneyde bir Şii mini-devleti isteyen Irak Yüksek İslam Konseyi'nin imzası yoktu. Biden Irak'ın parçalanmasını istemediğini açıkça ifade etme gayretinde; amacının yeni Irak anayasında da yer aldığı üzere, daha fazla federalizm olduğunu söylüyor. Ve dürüst davranmak gerekirse, Biden her iki parti dahilinde, Bush yönetiminin başarısız politikasına yaratıcı alternatifler bulmaya çalışan birkaç siyasi şahsiyetten biri. Fakat şimdi Iraklıların güçlü bir karşı tepkisiyle karşılaşmış durumda ve her şeyden önce bunun memnuniyet verici bir gelişme olduğunu idrak etmeli. ABD'nin Bağdat büyükelçiliği akılcı bir tavırla, Senato kararının bağlayıcı olmadığını ve resmi ABD politikasını temsil etmediğini vurguladı.
"Irak'ın egemenliğinden korkmayın, sizin sevmediğiniz tarzlarda ifade edildiğinde bile." ABD Merkez Komutanlığı'nın eski başkanı General John Abizaid, savaş alanındaki her durakta komutanlarına bunu söylerdi. Ve bölünme tartışmasına bakmak hususunda doğru prizma da bu: Iraklıların ülkelerini bölmek yönündeki Kongre kararlarına kızması iyi bir şey; tetik düşkünü Blackwater şirketinin güvenlik elemanlarını kınadıklarında veya Amerikan güçlerinin ülkelerinde nasıl ve nerede faaliyet göstereceğini sınırlayan bir güç statüsü anlaşması önerdiklerinde de iyidir. Irak'ın egemenliğini uygulamaktadırlar çünkü.
Amerika'nın Irak'taki hatalarından biri, bu ulusu ve tarihini hafife almasıydı. İnsanlar sık sık Irak'ın Britanya İmparatorluğu'nun yapay bir ürünü olduğundan dem vuruyor, eski Yugoslavya gibi, etnik sınırları üzerinden bölündüğünde işlerin daha iyi gideceğini savunuyordu. İsrailli analizciler bu görüşü teşvik etti. 25 yıl önce İsrailli bir akademisyenin Kivunim dergisinde öne sürdüğü ateşli öneri hakkında yazmıştım: Irak'ı üç parçaya ayırmaktan söz ediyordu. Fakat bu tür analizler, asırlardır var olan ve şaşırtıcı derecede dayanıklı çıkan Iraklı kimliğinin üzerinden atlıyordu.
Burası tarihsel olarak iki nehrin, Dicle ve Fırat'ın arasında kalan bir bölgeydi; kuzeydeki dağlardan İran Körfezi'nin sıcak sularına uzanan verimli bir hilaldi. Pers İmparatoru Sirus Babil'i ele geçirip burayı başkenti yapmayı önerdiği MÖ 539'da Irak diye bir toprak vardı. Tarihçi William R. Polk 'Irak'ı Anlamak' adlı kitabında bu adın nereden geldiğini hatırlatıyor bize: Farsça'da 'erag', 'aşağı kısımdaki topraklar' manasına geliyor.

680'den beri 'Iraklı kimliği' var
MS 680'de de kesinlikle bir Irak vardı; Hazreti Muhammed'in torunu Hüseyin bugün Kerbela olarak bilinen bölgeye gelmiş ve burada öldürülmüştü. Ve bu Iraklı Arap kimliği Osmanlı döneminde de ayakta kaldı ve üç eyalet halinde yönetilen bu topraklar, Britanya tarafından 1920'de birleştirilip modern Irak haline geldi.
Iraklılar ve Arap komşularının, Saddam rejiminin yıkılmasına eşlik eden insani acılardan dolayı ABD'yi affetmesi epey zaman alacak. Fakat bu hikâye Irak devletinin yok edilmesiyle sonuçlanırsa, bir asır boyu iyileşmesi mümkün olmayabilecek bir yara açılacak. Iraklılar nihayetinde 'yumuşak bölünme' istediklerine karar verebilir. Fakat onlar bu kararı verene dek bir devleti parçalamak bizim işimiz olmamalı. (4 Ekim 2007)

Kaynak: Radikal

 

Günün Sözü

Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa... Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa... - Ortadogunun kanayan yarası filistin, garip kalan kudüs ve mescidi aksa...

ONLİNE HEDİYE

Kuranı Kerim Dinle

        Kuranı kerim

YASAK

     YÖK’ün karnesi yine yasaklarla dolu 

FİLİSTİNLİ KİMDİR?

 

ÖZLÜ SÖZ

      

YORUMSUZ

  türban yasağı

Neden Zaman?

neden zaman

Ziyaret İstatistik

Totals Top 10
 60 % Turkey
 11 % United States
 5 % United Kingdom
 4 % Cambodia
 3 % Germany
 3 % Sweden
 2 % China
 < 1.0 % France
 < 1.0 % Russian Federation
 < 1.0 % Brazil

GOOGLE'DA ARA