|
[HABER ANALİZ] Ortadoğu'da taşlar yerinden oynuyor |
|
İran ve Mısır, son dönemde Ortadoğu'daki dengeleri sarsabilecek adımlar atıyor. 2005 yılında Mahmud Ahmedinejad'ın iktidara gelmesinden sonra gerginleşmesi beklenen İran-Arap ilişkilerinde büyük bir yumuşama yaşanırken, Mısır da ABD ve İsrail'in baskılarına boyun eğmeyerek, büyük bir drama dönüşen Filistinli hacıların İsrail'in kontrolüne maruz kalmadan direkt Refah Sınır Kapısı'ndan Gazze'ye girişlerine izin verdi. Araplara yönelik stratejik hamlesini Suudi Arabistan'la gergin olan ilişkilerini yumuşatarak başlatan Ahmedinejad, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyesi Ali Larijani'yi de Mısır'a gönderdi.
Yaklaşık bir hafta devam eden ziyaretinde İran Nükleer Programı eski Baş Müzakerecisi Larijani, başta Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek olmak üzere tüm üst düzey Mısırlı yetkililerle bir araya geldi. İki ülke arasındaki diplomatik ilişki, Mısır eski devlet başkanlarından Enver Sedat'ın 1979 yılında gerçekleştirdiği İsrail ziyareti sonrası kesilmişti. Sedat'ın 1981 yılında öldürülmesinden sonra cinayeti işleyen askerlerin lideri olduğu öne sürülen Halid İslambuli'nin isminin Tahran'da bir câddeye verilmesi de iki ülke arasında resmi ilişki kurulamamasındaki en önemli gerekçe olarak kabul ediliyor. Geçtiğimiz yıl Şii hilaline atıfta bulunarak bölgede artan İran etkisine vurgu yapan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, bu konuda Suudi Arabistan ve Ürdün'le birlikte hareket etmişti. Birçok kez Mısır'la yeniden diplomatik ilişki kurmak istediğini açıklayan İran, her defasında bu ülkeyi ekonomik ve askerî olarak kuşatmak isteyen ABD'nin engellemesiyle karşılaşmıştı. İran-Irak Savaşı sırasında da Mısır, açıkça Irak'ın yanında yer almış, hatta Basra cephesinde Mısırlı askerler İran Cumhuriyet Muhafızları'na karşı savaşmıştı. 2006 yılındaki İsrail-Hizbullah Savaşı öncesi de iki İsrail askerinin Hizbullah tarafından kaçırılmasına Mısır sert tepki göstermiş ve örgütü Lübnan'ı sonu belirsiz bir maceraya sürüklemekle suçlamıştı. Ahmedinejad, göreve geldikten sonra İran'ın yayılmacılığından endişe duyan küçük Körfez ülkelerine sürekli zeytin dalı uzatmış, Körfez İşbirliği Konseyi'nin toplantısına ilk kez geçtiğimiz aralık ayında katılmış ve bölgenin en büyük ülkesi ve ekonomik-siyasi-ideolojik en büyük rakibi Suudi Arabistan'a arka arkaya üç ziyaret gerçekleştirmişti. İran'ın özellikle Körfez ülkeleriyle gerçekleştirmek istediği yakın ilişkiler, ABD'nin İran'ı kuşatma projesinin hiç de yolunda gitmediği şeklinde yorumlanıyor. Suudi uzmanlardan Halit el Dahil, artık pasif bir şekilde ABD şemsiyesi altında oturmak ve bunun karşılığında da Amerikan ekonomisini kurtarmak için imzalar atmak istemediklerini belirtiyor. Bölgede çok önemli sonuçlar doğurabilecek diğer bir gelişme ise Mısır'ın, İsrail'in tüm baskı ve tehditlerine rağmen aralarında Hamas mensuplarının da bulunduğu öne sürülen hac kafilesinin İsrail'in kontrolünden geçmeden Gazze'ye girişlerine izin vermesi oldu. Yaklaşık 3 bin kişiden oluşan hacıların Refah Sınır Kapısı'nı kullanarak Gazze'ye girişlerine sert tepki gösteren İsrail, Mısır'ın aralarındaki tüm anlaşmaları ihlal ettiğini öne sürdü. İsrail'e göre Hamas mensupları yurtdışına çıktıktan sonra İran'da eğitim alıyor ve beraberlerinde büyük miktarlarda para getiriyor. Hem İran-Mısır yakınlaşması ve hem de Mısır-İsrail gerginliği ABD'nin Ortadoğu politikalarına zarar verecek önemli bir gelişme olarak görülüyor. | | CUMALİ ÖNAL/KAHİRE |
|